Doğu Türkistan Unutulmamalı

Doğu Türkistan, Çin Halk Cumhuriyeti’nin 6 özerk bölgesinden birisidir. Onların Sincan-Uygur özerk bölgesi adını verdikleri toprakların adıdır Doğu Türkistan.

Mao Ze Dong öncülüğünde 1949’da komünist rejim ile idare edilecek şekilde Kızıl Çin yani Çin Halk Cumhuriyeti kuruldu. Bu tarih, Uygur Türkleri için gerçek anlamda soykırım ve katliamların başladığı bir dönem olmuştur. Bugüne kadar aralıksız devam eden katliamlar karşısında ne BM ne herhangi bir İslam ülkesi ne de maalesef Türkiye Cumhuriyeti devleti somut bir eylem gerçekleştirmemiştir. Sadece Doğu Türkistan konusundaki hassasiyetlerin Çin’e bildirilmesi, onları uyguladıkları insanlık dışı politikalardan vazgeçirmeye yetmeyecektir. Özerk bölge ifadesinin de esasen bir ironi olması durumu var. Çünkü özerk bölge statüsü bulunan Doğu Türkistan’ın kendi iç işlerini yönetme hakkı onlara hiç bir zaman verilmedi. Sıradan hak talepleri karşısında dahi Çin tarafından ölümlerle neticelenen sert müdahaleler ile karşılaştılar.

Doğu Türkistan’ın önemli ve stratejik bir konuma sahip olması, rakamsal yönden Çin’in pek çok ihtiyacını karşılayan yer altı kaynaklarının bu topraklarda bulunması ve elbette Uygur Türklerinin, Türk ve Müslüman kimliklerinden kaynaklanan tarihsel bir nefret ile korkunun doğurduğu neticeler, Kızıl Çin’i hiçbir insan hakları hükmüne riayet etmeden vahşi politikalarını her fırsatta uygulamaya yöneltmiştir. Küçük çaplı protesto gösterilerini tehdit unsuru olarak değerlendiren ve vahşice müdahale eden Çin devletinin, Uygur Türklerini en ufak bir protesto gösterisi yapmaya ve böylece dilediği gibi müdahale etmeye yönelik gizli ve hakkaniyetsiz uygulamaları da var. Bununla birlikte Uygur bölgesinde yaşayan sivil Çinli vatandaşları devlet eliyle terörize ve organize ederek, onları da Uygur Türkleri üzerinde uyguladıkları politikalarda kullanmaktadırlar. 

Yok Edilmeye Çalışılan Uygur Nüfusu

 Kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre 1953 yılı nüfus sayımı itibariyle Doğu Türkistan nüfusunun %75’ini Uygur Türkleri, %6’sını ise Han Çinlileri oluşturuyordu. 2000’li yıllarda yapılan nüfus sayımlarında bu oranın neredeyse yarı yarıya denk geldiğini görmekteyiz. Doğu Türkistan nüfusunu incelerken sürekli bir artış hızı gözümüze çarpmaktadır. Fakat bu rakamsal artışın en önemli sebebi bölgeye sürekli bir göç halinde bulunan Çinlilerdir. Yoğun bir asimilasyon ve nüfus kontrol politikalarına da tabi tutulan Uygur Türkleri, en zor şartlarda kimliklerini korumaya çalışıyor. Kızıl Çin, öldürerek, sistematik bir soykırım yaparak Uygur Türk nüfusunu azaltıyor. Nihai maksatları tamamen yok etmektir. Uygur Türkleri üzerinde uygulanan doğum oranı sınırlaması, en ağır ve insanlık dışı kurallardan biridir. Doğu Türkistan’da yaşayan ve özellikle genç olan nüfusu, kız veya erkek demeden Çin’in iç bölgelerine ağır şartlar altında çalışmaya göndererek, soykırım ve asimilasyonun bir kısmını böylece uygulamaktadırlar. Bu durumlara muhatap olmak istemeyen Uygur Türk’ü kardeşlerimiz ülkemize mecburen hicret etmek durumunda bırakılıyorlar.

Sessiz Direniş

 Doğu Türkistan’da adeta sessiz bir çığlık bir feryat var. Maalesef seslerini kimseye duyuramıyorlar. En son olarak 2016-2017 yıllarında ülkemize yaklaşık 30 bin civarında Uygur Türk’ü kardeşimiz mülteci konumunda gelmiştir. Bunların 25 bin kadarı Doğu Türkistan’dan, 5 bin kadarı da Sisi darbesinden sonra şartların ağırlaşması sebebi ile Mısır’dan gelmiştir. Tabiiki biz hiçbirini mülteci olarak görmüyoruz. Doğu Türkistan bizim öz vatanımızdır, Anadolu’da Uygur Türklerinin öz vatanıdır. Arada en ufak bir farklılık bulunmamaktadır. Bizler bu anlayış ile hareket ediyoruz. Türk medyasında neredeyse hiç dile getirilmemesi, böylece yardıma ihtiyacı olan Uygur Türklerinin kamuoyu tarafından zaman zaman unutulması veya unutturulması gerçeği ile karşı karşıyayız. Bu sebeple hafızayı ve gönlümüzdeki ateşi diri tutmak gerekmektedir. Avrasya Vakfı olarak; Doğu Türkistan davası, davamızdır. Uygur Türk’ü kardeşlerimizin bu yolda her türlü ihtiyaç duydukları yardımları onlara sağlamaya gayret gösterdik, göstermeye de devam edeceğiz.

Cevap Yazın